אַשְׁרֵי תְמִימֵי דָרֶךְ הַהֹלְכִים בְּתוֹרַת יְהוָה:
Ne mutlu yolu kusursuz olanlara, Ebedi Olan'ın Torası'nda yürüyenlere.
אַשְׁרֵי נֹצְרֵי עֵדֹתָיו בְּכָל לֵב יִדְרְשׁוּהוּ:
Ne mutlu O'nun tanıklıklarını gözetenlere, O'nu bütün yürekle arayanlara.
אַף לֹא פָעֲלוּ עַוְלָה בִּדְרָכָיו הָלָכוּ:
Haksızlık yapmadıkları gibi O'nun yollarında da yürüdüler.
אַתָּה צִוִּיתָה פִקֻּדֶיךָ לִשְׁמֹר מְאֹד:
Özenle yerine getirmek için buyruklarını emrettin.
אַחֲלַי יִכֹּנוּ דְרָכָי לִשְׁמֹר חֻקֶּיךָ:
Dileğim, kurallarını koruyabilmek için yollarımın pekişmesidir.
אָז לֹא אֵבוֹשׁ בְּהַבִּיטִי אֶל כָּל מִצְוֹתֶיךָ:
O zaman tüm buyruklarına baktığımda utanmayacağım.
אוֹדְךָ בְּיֹשֶׁר לֵבָב בְּלָמְדִי מִשְׁפְּטֵי צִדְקֶךָ:
Doğruluğunun hükümlerini öğrendiğimde, dürüst bir yürekle Sana şükredeceğim.
אֶת חֻקֶּיךָ אֶשְׁמֹר אַל תַּעַזְבֵנִי עַד מְאֹד:
Kurallarını koruyacağım; beni büsbütün terk etme.
(פ) בַּמֶּה יְזַכֶּה נַּעַר אֶת אָרְחוֹ לִשְׁמֹר כִּדְבָרֶךָ:
Bir genç yolunu nasıl arındırmalı? Senin sözüne göre yaşayarak.
בְּכָל לִבִּי דְרַשְׁתִּיךָ אַל תַּשְׁגֵּנִי מִמִּצְוֹתֶיךָ:
Bütün yürekle Seni aradım; beni buyruklarından saptırma.
בְּלִבִּי צָפַנְתִּי אִמְרָתֶךָ לְמַעַן לֹא אֶחֱטָא לָךְ:
Sözünü yüreğimde sakladım ki Sana karşı günah işlemeyeyim.
בָּרוּךְ אַתָּה יְהוָה לַמְּדֵנִי חֻקֶּיךָ:
Mübarek ol Sen, ey Ebedi Olan; kurallarını bana öğret.
בִּשְׂפָתַי סִפַּרְתִּי כֹּל מִשְׁפְּטֵי פִיךָ:
Dudaklarımla ağzından çıkan tüm hükümleri tekrarladım.
בְּדֶרֶךְ עֵדְוֹתֶיךָ שַׂשְׂתִּי כְּעַל כָּל הוֹן:
Tanıklıklarının yolunda bütün zenginlikler gibi sevindim.
בְּפִקֻּדֶיךָ אָשִׂיחָה וְאַבִּיטָה אֹרְחֹתֶיךָ:
Buyruklarını düşüneceğim ve yollarına bakacağım.
בְּחֻקֹּתֶיךָ אֶשְׁתַּעֲשָׁע לֹא אֶשְׁכַּח דְּבָרֶךָ:
Kurallarınla meşgul olacağım; sözünü unutmayacağım.
(פ) גְּמֹל עַל עַבְדְּךָ אֶחְיֶה וְאֶשְׁמְרָה דְבָרֶךָ:
Kuluna iyilik et; yaşayacağım ve sözünü koruyacağım.
גַּל עֵינַי וְאַבִּיטָה נִפְלָאוֹת מִתּוֹרָתֶךָ:
Gözlerimi aç da Torandan gizli şeylere bakayım.
גֵּר אָנֹכִי בָאָרֶץ אַל תַּסְתֵּר מִמֶּנִּי מִצְוֹתֶיךָ:
Bu yerde bir yabancıyım; buyruklarını benden gizleme.
גָּרְסָה נַפְשִׁי לְתַאֲבָה אֶל מִשְׁפָּטֶיךָ בְכָל עֵת:
Canım, her an hükümlerine olan özlem yüzünden ezilmiştir.
גָּעַרְתָּ זֵדִים אֲרוּרִים הַשֹּׁגִים מִמִּצְוֹתֶיךָ:
Buyruklarından sapmış lanetli inatçı günahkarları azarlayacaksın.
גַּל מֵעָלַי חֶרְפָּה וָבוּז כִּי עֵדֹתֶיךָ נָצָרְתִּי:
Benden rezaleti ve hakareti uzaklaştır; zira tanıklıklarını korudum.
גַּם יָשְׁבוּ שָׂרִים בִּי נִדְבָּרוּ עַבְדְּךָ יָשִׂיחַ בְּחֻקֶּיךָ:
Önderler oturup benden söz etse de, kulun kurallarınla konuştu.
גַּם עֵדֹתֶיךָ שַׁעֲשֻׁעָי אַנְשֵׁי עֲצָתִי:
Ayrıca tanıklıkların benim işlerim, danışmanlarımdır.
(פ) דָּבְקָה לֶעָפָר נַפְשִׁי חַיֵּנִי כִּדְבָרֶךָ:
Canım toprağa yapıştı; beni sözüne göre dirilt.
דְּרָכַי סִפַּרְתִּי וַתַּעֲנֵנִי לַמְּדֵנִי חֻקֶּיךָ:
Yollarımı anlattım ve Sen beni yanıtladın; kurallarını bana öğret.
דֶּרֶךְ פִּקּוּדֶיךָ הֲבִינֵנִי וְאָשִׂיחָה בְּנִפְלְאוֹתֶיךָ:
Buyruklarını bana anlatr da harikalarını anlatayım.
דָּלְפָה נַפְשִׁי מִתּוּגָה קַיְּמֵנִי כִּדְבָרֶךָ:
Canım kederden damlıyor; beni sözüne göre ayakta tut.
דֶּרֶךְ שֶׁקֶר הָסֵר מִמֶּנִּי וְתוֹרָתְךָ חָנֵּנִי:
Yalancılık yolunu benden uzaklaştır; Toranla bana lütfet.
דֶּרֶךְ אֱמוּנָה בָחָרְתִּי מִשְׁפָּטֶיךָ שִׁוִּיתִי:
İman yolunu seçtim; hükümlerini önüme koydum.
דָּבַקְתִּי בְעֵדְוֹתֶיךָ יְהוָה אַל תְּבִישֵׁנִי:
Tanıklıklarına tutundum; ey Ebedi Olan, beni utandırma.
דֶּרֶךְ מִצְוֹתֶיךָ אָרוּץ כִּי תַרְחִיב לִבִּי:
Buyruklarının yolunda koşacağım; zira anlayışımı genişleteceksin.
(פ) הוֹרֵנִי יְהוָה דֶּרֶךְ חֻקֶּיךָ וְאֶצְּרֶנָּה עֵקֶב:
Bana öğret, ey Ebedi Olan, kurallarının yolunu ve her adımda onu koruyacağım.
הֲבִינֵנִי וְאֶצְּרָה תוֹרָתֶךָ וְאֶשְׁמְרֶנָּה בְכָל לֵב:
Bana anlaymayı ver de Toranu koruyayım; onu bütün yürekle saklayayım.
הַדְרִיכֵנִי בִּנְתִיב מִצְוֹתֶיךָ כִּי בוֹ חָפָצְתִּי:
Beni buyruklarının yolunda yürüt; zira onu istedim.
הַט לִבִּי אֶל עֵדְוֹתֶיךָ וְאַל אֶל בָּצַע:
Yüreğimi tanıklıklarına yönelt, para kazanmaya değil.
הַעֲבֵר עֵינַי מֵרְאוֹת שָׁוְא בִּדְרָכֶךָ חַיֵּנִי:
Gözlerimi boşluktan çevir; Senin yollarınla beni dirilt.
הָקֵם לְעַבְדְּךָ אִמְרָתֶךָ אֲשֶׁר לְיִרְאָתֶךָ:
Senin korkuna ait sözünü kuluna yerine getir.
הַעֲבֵר חֶרְפָּתִי אֲשֶׁר יָגֹרְתִּי כִּי מִשְׁפָּטֶיךָ טוֹבִים:
Korktuğum rezaleti benden uzaklaştır; zira hükümlerin iyidir.
הִנֵּה תָּאַבְתִּי לְפִקֻּדֶיךָ בְּצִדְקָתְךָ חַיֵּנִי:
Bak, buyruklarına özlem duydum; doğruluğunla beni dirilt.
(פ) וִיבֹאֻנִי חֲסָדֶךָ יְהוָה תְּשׁוּעָתְךָ כְּאִמְרָתֶךָ:
Ey Ebedi Olan, iyilik eylemlerin bana ulaşsın; sözüne göre kurtuluşun.
וְאֶעֱנֶה חֹרְפִי דָבָר כִּי בָטַחְתִּי בִּדְבָרֶךָ:
Beni aşağılayanlar a bir söz yanıtlayacağım; zira sözüne güvendim.
וְאַל תַּצֵּל מִפִּי דְבַר אֱמֶת עַד מְאֹד כִּי לְמִשְׁפָּטֶךָ יִחָלְתִּי:
Ağzımdan gerçek sözü büsbütün alma; zira sözlerine umut bağladım.
וְאֶשְׁמְרָה תוֹרָתְךָ תָמִיד לְעוֹלָם וָעֶד:
Toranu sürekli, sonsuza dek koruyacağım.
וְאֶתְהַלְּכָה בָרְחָבָה כִּי פִקֻּדֶיךָ דָרָשְׁתִּי:
Buyruklarını aradığım için geniş kabul görmüş yollarda yürüyeceğim.
וַאֲדַבְּרָה בְעֵדֹתֶיךָ נֶגֶד מְלָכִים וְלֹא אֵבוֹשׁ:
Tanıklıklarından krallara karşı söz edeceğim ve utanmayacağım.
וְאֶשְׁתַּעֲשַׁע בְּמִצְוֹתֶיךָ אֲשֶׁר אָהָבְתִּי:
Sevdiğim buyruklarınla meşgul olacağım.
וְאֶשָּׂא כַפַּי אֶל מִצְוֹתֶיךָ אֲשֶׁר אָהָבְתִּי וְאָשִׂיחָה בְחֻקֶּיךָ:
Sevdiğim buyruklarına ellerimi kaldıracağım ve kurallarını konuşacağım.
(פ) זְכֹר דָּבָר לְעַבְדֶּךָ עַל אֲשֶׁר יִחַלְתָּנִי:
Kuluna bir söz hatırlat; bana umut verdiğin söz.
זֹאת נֶחָמָתִי בְעָנְיִי כִּי אִמְרָתְךָ חִיָּתְנִי:
Sıkıntımda bu benim tesellim; zira sözün beni ayakta tuttu.
זֵדִים הֱלִיצֻנִי עַד מְאֹד מִתּוֹרָתְךָ לֹא נָטִיתִי:
İnatçı günahkarlar beni çok alaya aldı; ama Torandan yüz çevirmedim.
זָכַרְתִּי מִשְׁפָּטֶיךָ מֵעוֹלָם יְהוָה וָאֶתְנֶחָם:
Ey Ebedi Olan, eskiden beri verdiğin hükümleri hatırladım ve teselli buldum.
זַלְעָפָה אֲחָזַתְנִי מֵרְשָׁעִים עֹזְבֵי תּוֹרָתֶךָ:
Toranı terk eden kötü adamlar yüzünden titreme beni yakaladı.
זְמִרוֹת הָיוּ לִי חֻקֶּיךָ בְּבֵית מְגוּרָי:
Kuralların, misafir kaldığım evde şarkılar gibiydi.
זָכַרְתִּי בַלַּיְלָה שִׁמְךָ יְהוָה וָאֶשְׁמְרָה תּוֹרָתֶךָ:
Gece senin adını hatırladım, ey Ebedi Olan, ve Toranı korudum.
זֹאת הָיְתָה לִּי כִּי פִקֻּדֶיךָ נָצָרְתִּי:
Bu bana geldi; zira buyruklarını korudum.
(פ) חֶלְקִי יְהוָה אָמַרְתִּי לִשְׁמֹר דְּבָרֶיךָ:
"Ebedi Olan benim payımdır" dedim; sözlerini korumak için.
חִלִּיתִי פָנֶיךָ בְכָל לֵב חָנֵּנִי כְּאִמְרָתֶךָ:
Bütün yürekle Senden yalvardım; sözüne göre bana lütfet.
חִשַּׁבְתִּי דְרָכָי וָאָשִׁיבָה רַגְלַי אֶל עֵדֹתֶיךָ:
Yollarımı düşündüm ve ayaklarımı tanıklıklarına geri döndürdüm.
חַשְׁתִּי וְלֹא הִתְמַהְמָהְתִּי לִשְׁמֹר מִצְוֹתֶיךָ:
Acele ettim, gecikmeden buyruklarını tutmak için.
חֶבְלֵי רְשָׁעִים עִוְּדֻנִי תּוֹרָתְךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Kötülerin çeteleri beni soydu; ama Toranı unutmadım.
חֲצוֹת לַיְלָה אָקוּם לְהוֹדוֹת לָךְ עַל מִשְׁפְּטֵי צִדְקֶךָ:
Gece yarısı kalkarım adaletli hükümlerinle Sana şükretmek için.
חָבֵר אָנִי לְכָל אֲשֶׁר יְרֵאוּךָ וּלְשֹׁמְרֵי פִּקּוּדֶיךָ:
Senden korkan ve buyruklarını tutan herkesle arkadaşım.
חַסְדְּךָ יְהוָה מָלְאָה הָאָרֶץ חֻקֶּיךָ לַמְּדֵנִי:
Ey Ebedi Olan, yeryüzü iyiliğinle doludur; kurallarını bana öğret.
(פ) טוֹב עָשִׂיתָ עִם עַבְדְּךָ יְהוָה כִּדְבָרֶךָ:
Kuluna iyilik ettin, ey Ebedi Olan, sözüne göre.
טוּב טַעַם וָדַעַת לַמְּדֵנִי כִּי בְמִצְוֹתֶיךָ הֶאֱמָנְתִּי:
En iyi mantık ve bilgiyi öğret bana; zira buyruklarına inanıyorum.
טֶרֶם אֶעֱנֶה אֲנִי שֹׁגֵג וְעַתָּה אִמְרָתְךָ שָׁמָרְתִּי:
Tekrarlamadan önce yanıldım; ama şimdi sözünü tutuyorum.
טוֹב אַתָּה וּמֵטִיב לַמְּדֵנִי חֻקֶּיךָ:
Sen iyisin ve iyilik yaparsın; kurallarını bana öğret.
טָפְלוּ עָלַי שֶׁקֶר זֵדִים אֲנִי בְּכָל לֵב אֱצֹּר פִּקּוּדֶיךָ:
İnatçı günahkarlar bana yalan yükledi; ama buyruklarını bütün yürekle koruyorum.
טָפַשׁ כַּחֵלֶב לִבָּם אֲנִי תּוֹרָתְךָ שִׁעֲשָׁעְתִּי:
Onların yürekleri yağ gibi kaba; ama ben Toranla meşgulüm.
טוֹב לִי כִי עֻנֵּיתִי לְמַעַן אֶלְמַד חֻקֶּיךָ:
Kurallarını öğrenebilmek için sıkıntıya düşmem iyidir.
טוֹב לִי תוֹרַת פִּיךָ מֵאַלְפֵי זָהָב וָכָסֶף:
Ağzından çıkan buyruk, binlerce altın ve gümüşten daha iyidir.
(פ) יָדֶיךָ עָשׂוּנִי וַיְכוֹנְנוּנִי הֲבִינֵנִי וְאֶלְמְדָה מִצְוֹתֶיךָ:
Ellerin beni yaptı ve şekillendirdi; bana anlayış ver de buyruklarını öğreneyim.
יְרֵאֶיךָ יִרְאוּנִי וְיִשְׂמָחוּ כִּי לִדְבָרְךָ יִחָלְתִּי:
Senden korkanlar beni görüp sevinecek; zira sözüne umut bağladım.
יָדַעְתִּי יְהוָה כִּי צֶדֶק מִשְׁפָּטֶיךָ וֶאֱמוּנָה עִנִּיתָנִי:
Biliyorum, ey Ebedi Olan, hükümlerin adildir ve sadakatle beni sıkıntıya soktun.
יְהִי נָא חַסְדְּךָ לְנַחֲמֵנִי כְּאִמְרָתְךָ לְעַבְדֶּךָ:
Şimdi iyiliğin beni teselli etmek için gelsin; kuluna söylediğin gibi.
יְבֹאוּנִי רַחֲמֶיךָ וְאֶחְיֶה כִּי תוֹרָתְךָ שַׁעֲשֻׁעָי:
Merhamet bana ulaşsın da yaşayayım; zira Toran benim meşguliyetimdir.
יֵבֹשׁוּ זֵדִים כִּי שֶׁקֶר עִוְּתוּנִי אֲנִי אָשִׂיחַ בְּפִקּוּדֶיךָ:
İnatçı günahkarlar beni yalan yere kınadıkları için utansınlar; ama ben buyruklarını konuşacağım.
יָשׁוּבוּ לִי יְרֵאֶיךָ (וידעו) וְיֹדְעֵי עֵדֹתֶיךָ:
Senden korkanlar ve tanıklıklarını bilenler bana dönsün.
יְהִי לִבִּי תָמִים בְּחֻקֶּיךָ לְמַעַן לֹא אֵבוֹשׁ:
Yüreğim kurallarında tam olsun ki utanmayayım.
(פ) כָּלְתָה לִתְשׁוּעָתְךָ נַפְשִׁי לִדְבָרְךָ יִחָלְתִּי:
Canım kurtuluşuna özlem duyar; sözüne umut bağlarım.
כָּלוּ עֵינַי לְאִמְרָתֶךָ לֵאמֹר מָתַי תְּנַחֲמֵנִי:
Gözlerim sözüne özlem duyar; "Ne zaman beni teselli edeceksin?" der.
כִּי הָיִיתִי כְּנֹאד בְּקִיטוֹר חֻקֶּיךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Çünkü dumanda bir tulum gibi oldum; ama kurallarını unutmadım.
כַּמָּה יְמֵי עַבְדֶּךָ מָתַי תַּעֲשֶׂה בְרֹדְפַי מִשְׁפָּט:
Kulunun günleri ne kadar? Takipçilerim üzerine ne zaman hüküm yürüteceksin?
כָּרוּ לִי זֵדִים שִׁיחוֹת אֲשֶׁר לֹא כְתוֹרָתֶךָ:
İnatçı günahkarlar bana çukurlar kazdı; Torana uygun değil bu.
כָּל מִצְוֹתֶיךָ אֱמוּנָה שֶׁקֶר רְדָפוּנִי עָזְרֵנִי:
Tüm buyruklarına sadıktır; boşuna peşime düştüler; bana yardım et.
כִּמְעַט כִּלּוּנִי בָאָרֶץ וַאֲנִי לֹא עָזַבְתִּי פִקֻּודֶיךָ:
Yeryüzünde neredeyse beni mahvettiler; ama buyruklarını terk etmedim.
כְּחַסְדְּךָ חַיֵּנִי וְאֶשְׁמְרָה עֵדוּת פִּיךָ:
İyiliğine göre beni dirilt; ağzının tanıklığını koruyacağım.
(פ) לְעוֹלָם יְהוָה דְּבָרְךָ נִצָּב בַּשָּׁמָיִם:
Sonsuza dek, ey Ebedi Olan, sözün göklerde dur.
לְדֹר וָדֹר אֱמוּנָתֶךָ כּוֹנַנְתָּ אֶרֶץ וַתַּעֲמֹד:
Sadakatin her nesle kadardır; yeri kurdu ve durmaktadır.
לְמִשְׁפָּטֶיךָ עָמְדוּ הַיּוֹם כִּי הַכֹּל עֲבָדֶיךָ:
Hükümlerin için bugün duruyorlar; zira hepsi Senin kullarındır.
לוּלֵי תוֹרָתְךָ שַׁעֲשֻׁעָי אָז אָבַדְתִּי בְעָנְיִי:
Toran meşguliyetim olmasaydı, sıkıntımda mahvolurdum.
לְעוֹלָם לֹא אֶשְׁכַּח פִּקּוּדֶיךָ כִּי בָם חִיִּיתָנִי:
Buyruklarını hiçbir zaman unutmayacağım; zira onlarla beni ayakta tuttun.
לְךָ אֲנִי הוֹשִׁיעֵנִי כִּי פִקּוּדֶיךָ דָרָשְׁתִּי:
Seninki benim; beni kurtar; zira buyruklarını aradım.
לִי קִוּוּ רְשָׁעִים לְאַבְּדֵנִי עֵדֹתֶיךָ אֶתְבּוֹנָן:
Benim hakkımda: kötüler beni mahvetmeyi umdu; ama tanıklıklarını düşüneceğim.
לְכָל תִּכְלָה רָאִיתִי קֵץ רְחָבָה מִצְוָתְךָ מְאֹד:
Sonlu olan her şeyin sonunu gördüm; ama buyruklarının sınırı çok geniştir.
(פ) מָה אָהַבְתִּי תוֹרָתֶךָ כָּל הַיּוֹם הִיא שִׂיחָתִי:
Toranı ne kadar seviyorum! Bütün gün üzerine konuşurum.
מֵאֹיְבַי תְּחַכְּמֵנִי מִצְוֹתֶךָ כִּי לְעוֹלָם הִיא לִי:
Her emrin beni düşmanlarımdan daha bilge kılar, zira o her zaman benimdir.
מִכָּל מְלַמְּדַי הִשְׂכַּלְתִּי כִּי עֵדְוֹתֶיךָ שִׂיחָה לִֿי:
Bütün öğretmenlerimden anlayış kazandım, zira Senin tanıklıkların benim konuşmam.
מִזְּקֵנִים אֶתְבּוֹנָן כִּי פִקּוּדֶיךָ נָצָרְתִּי:
Bilge ihtiyarlardan anlayış kazanırım, zira Senin buyruklarını yerine getirdim.
מִכָּל אֹרַח רָע כָּלִאתִי רַגְלָי לְמַעַן אֶשְׁמֹר דְּבָרֶךָ:
Her kötü yoldan ayaklarımı geri çektim, Senin sözünü tutmak için.
מִמִּשְׁפָּטֶיךָ לֹא סָרְתִּי כִּי אַתָּה הוֹרֵתָנִי:
Senin hükümlerinden geri dönmedim, zira Sen bana yol gösterdin.
מַה נִּמְלְצוּ לְחִכִּי אִמְרָתֶךָ מִדְּבַשׁ לְפִי:
Senin sözlerin damağıma ne kadar tatlıdır, ağzıma baldan daha tatlı!
מִפִּקּוּדֶיךָ אֶתְבּוֹנָן עַל כֵּן שָׂנֵאתִי כָּל אֹרַח שָׁקֶר:
Senin buyruklarından anlayış kazanacağım; bu yüzden her yalan yolundan nefret ederim.
(פ) נֵר לְרַגְלִי דְבָרֶךָ וְאוֹר לִנְתִיבָתִי:
Senin sözlerin ayağıma bir kandil, yoluma bir ışıktır.
נִשְׁבַּעְתִּי וָאֲקַיֵּמָה לִשְׁמֹר מִשְׁפְּטֵי צִדְקֶךָ:
And içtim ve yerine getirdim, Senin doğruluğunun hükümlerini tutmaya.
נַעֲנֵיתִי עַד מְאֹד יְהוָה חַיֵּנִי כִדְבָרֶךָ:
Derinden alçaltıldım; ey Ebedi Olan, Senin sözüne göre beni ayakta tut.
נִדְבוֹת פִּי רְצֵה נָא יְהוָה וּמִשְׁפָּטֶיךָ לַמְּדֵנִי:
Ağzımın gönüllü sunularını şimdi kabul et, ey Ebedi Olan, ve bana hükümlerini öğret.
נַפְשִׁי בְכַפִּי תָמִיד וְתוֹרָתְךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Canım sürekli elimdedir, yine de Senin Toranı unutmadım.
נָתְנוּ רְשָׁעִים פַּח לִי וּמִפִּקּוּדֶיךָ לֹא תָעִיתִי:
Kötüler benim için tuzak kurdu, ama ben Senin buyruklarından sapmadım.
נָחַלְתִּי עֵדְוֹתֶיךָ לְעוֹלָם כִּי שְׂשׂוֹן לִבִּי הֵמָּה:
Senin tanıklıklarını sonsuza dek miras aldım, zira onlar yüreğimin sevinci.
נָטִיתִי לִבִּי לַעֲשׂוֹת חֻקֶּיךָ לְעוֹלָם עֵקֶב:
Yüreğimi Senin kurallarını yollarında sonsuza dek yerine getirmeye yönelttim.
(פ) סֵעֲפִים שָׂנֵאתִי וְתוֹרָתְךָ אָהָבְתִּי:
Kötü düşünceler besleyenleri nefret ederim, ama Senin Toranı severim.
סִתְרִי וּמָגִנִּי אָתָּה לִדְבָרְךָ יִחָלְתִּי:
Sen benim koruyucum ve kalkanımsın; Senin sözünü umut ettim.
סוּרוּ מִמֶּנִּי מְרֵעִים וְאֶצְּרָה מִצְוֹת אֱלֹהָי:
Gidin buradan, ey kötülük yapanlar, ben Tanrımın emirlerini tutacağım.
סָמְכֵנִי כְאִמְרָתְךָ וְאֶחְיֶה וְאַל תְּבִישֵׁנִי מִשִּׂבְרִי:
Sözüne göre beni destekle ve yaşayayım; umudumdan dolayı beni utandırma.
סְעָדֵנִי וְאִוָּשֵׁעָה וְאֶשְׁעָה בְחֻקֶּיךָ תָמִיד:
Beni ayakta tut ve kurtulacağım; Senin kurallarınla daima meşgul olacağım.
סָלִיתָ כָּל שׁוֹגִים מֵחֻקֶּיךָ כִּי שֶׁקֶר תַּרְמִיתָם:
Kurallarından sapanların hepsini çiğnedin, zira onların aldatması yalandır.
סִגִים הִשְׁבַּתָּ כָל רִשְׁעֵי אָרֶץ לָכֵן אָהַבְתִּי עֵדֹתֶיךָ:
Cüruf gibi dünyanın bütün kötülerini kesip attın; bu yüzden ben Senin tanıklıklarını severim.
סָמַר מִפַּחְדְּךָ בְשָׂרִי וּמִמִּשְׁפָּטֶיךָ יָרֵאתִי:
Senden duyduğum korku etimi ürpertiyor ve hükümlerinden çekiniyorum.
(פ) עָשִׂיתִי מִשְׁפָּט וָצֶדֶק בַּל תַּנִּיחֵנִי לְעֹשְׁקָי:
Adalet ve doğruluk yaptım; beni zalimlere bırakma.
עֲרֹב עַבְדְּךָ לְטוֹב אַל יַעַשְׁקֻנִי זֵדִים:
Kulunun iyiliğine kefil ol; kasıtlı günahkarlar bana zulmetmesin.
עֵינַי כָּלוּ לִישׁוּעָתֶךָ וּלְאִמְרַת צִדְקֶךָ:
Gözlerim Senin kurtuluşunu ve doğruluğunun sözünü özlemle bekledi.
עֲשֵׂה עִם עַבְדְּךָ כְחַסְדֶּךָ וְחֻקֶּיךָ לַמְּדֵנִי:
Kulunla iyiliğine göre muamele et ve bana Senin kurallarını öğret.
עַבְדְּךָ אָנִי הֲבִינֵנִי וְאֵדְעָה עֵדֹתֶיךָ:
Ben Senin kulunun; bana anlayış ver, Senin tanıklıklarını öğreneyim.
עֵת לַעֲשׂוֹת לַיהוָה הֵפֵרוּ תּוֹרָתֶךָ:
Ebedi Olan için iş yapma zamanı; onlar Senin Toranı boşa çıkardılar.
עַל כֵּן אָהַבְתִּי מִצְוֹתֶיךָ מִזָּהָב וּמִפָּז:
Zira emirlerini altından, hatta saf altından çok sevdim.
עַל כֵּן כָּל פִּקּוּדֵי כֹל יִשָּׁרְתִּי כָּל אֹרַח שֶׁקֶר שָׂנֵאתִי:
Zira her şeyin bütün buyruklarını doğru saydım; her yalan yoldan nefret ettim.
(פ) פְּלָאוֹת עֵדְוֹתֶיךָ עַל כֵּן נְצָרָתַם נַפְשִׁי:
Senin tanıklıkların gizlidir; bu yüzden canım onları sakladı.
פֵּתַח דְּבָרֶיךָ יָאִיר מֵבִין פְּתָיִים:
Sözlerinin başlangıcı aydınlatır; saf olanları anlayışlı kılarsın.
פִּי פָעַרְתִּי וָאֶשְׁאָפָה כִּי לְמִצְוֹתֶיךָ יָאָבְתִּי:
Ağzımı açıp nefes nefese kaldım, zira emirlerine can attım.
פְּנֵה אֵלַי וְחָנֵּנִי כְּמִשְׁפָּט לְאֹהֲבֵי שְׁמֶךָ:
Bana dön ve adını sevenlere yaptığın gibi bana lütuf göster.
פְּעָמַי הָכֵן בְּאִמְרָתֶךָ וְאַל תַּשְׁלֶט בִּי כָל אָוֶן:
Sözünle adımlarımı hazırla ve hiçbir kötülüğün bene egemen olmasına izin verme.
פְּדֵנִי מֵעֹשֶׁק אָדָם וְאֶשְׁמְרָה פִּקּוּדֶיךָ:
Beni insanın baskısından kurtar ve ben Senin buyruklarını tutacağım.
פָּנֶיךָ הָאֵר בְּעַבְדֶּךָ וְלַמְּדֵנִי אֶת חֻקֶּיךָ:
Yüzünün ışığını kulunun üzerine parlat ve bana Senin kurallarını öğret.
פַּלְגֵי מַיִם יָרְדוּ עֵינָי עַל לֹא שָׁמְרוּ תוֹרָתֶךָ:
Gözlerimden su selleri aktı, zira onlar Senin Toranı tutmadılar.
(פ) צַדִּיק אַתָּה יְהוָה וְיָשָׁר מִשְׁפָּטֶיךָ:
Sen doğrusun, ey Ebedi Olan, ve Senin hükümlerin doğrudur.
צִוִּיתָ צֶדֶק עֵדֹתֶיךָ וֶאֱמוּנָה מְאֹד:
Senin tanıklıklarını emrettin; bunlar doğruluktur ve son derece güvenilirdir.
צִמְּתַתְנִי קִנְאָתִי כִּי שָׁכְחוּ דְבָרֶיךָ צָרָי:
Gayreti beni kor gibi yakar, zira düşmanlarım Senin sözlerini unuttu.
צְרוּפָה אִמְרָתְךָ מְאֹד וְעַבְדְּךָ אֲהֵבָהּ:
Senin sözün son derece arıdır ve kulun onu sever.
צָעִיר אָנֹכִי וְנִבְזֶה פִּקֻּדֶיךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Ben gencim ve hor görülüyorum; Senin buyruklarını unutmadım.
צִדְקָתְךָ צֶדֶק לְעוֹלָם וְתוֹרָתְךָ אֱמֶת:
Senin doğruluğun sonsuz doğruluktur ve Senin Toran gerçektir.
צַר וּמָצוֹק מְצָאוּנִי מִצְוֹתֶיךָ שַׁעֲשֻׁעָי:
Sıkıntı ve üzüntü beni yakaladı; emirlerin benim meşguliyetimdir.
צֶדֶק עֵדְוֹתֶיךָ לְעוֹלָם הֲבִינֵנִי וְאֶחְיֶה:
Tanıklıklarının doğruluğu ebedidir; bana anlayış ver, yaşayayım.
(פ) קָרָאתִי בְכָל לֵב עֲנֵנִי יְהוָה חֻקֶּיךָ אֶצֹּרָה:
Bütün yüreğimle seslendim; bana cevap ver, ey Ebedi Olan; Senin kurallarını tutacağım.
קְרָאתִיךָ הוֹשִׁיעֵנִי וְאֶשְׁמְרָה עֵדֹתֶיךָ:
Sana seslendim; beni kurtar, Senin tanıklıklarını tutacağım.
קִדַּמְתִּי בַנֶּשֶׁף וָאֲשַׁוֵּעָה (לדבריך) לִדְבָרְךָ יִחָלְתִּי:
Henüz gece iken erken kalktım ve feryat ettim; Senin sözünü umut ettim.
קִדְּמוּ עֵינַי אַשְׁמֻרוֹת לָשִׂיחַ בְּאִמְרָתֶךָ:
Gözlerim nöbet saatlerinden önce uyandı, Senin sözünü konuşmak için.
קוֹלִי שִׁמְעָה כְחַסְדֶּךָ יְהוָה כְּמִשְׁפָּטֶךָ חַיֵּנִי:
İyiliğine göre sesimi duy; ey Ebedi Olan, adetine göre beni ayakta tut.
קָרְבוּ רֹדְפֵי זִמָּה מִתּוֹרָתְךָ רָחָקוּ:
Kötülük peşinde koşanlar yaklaştı; Senin Torandan uzaklaştılar.
קָרוֹב אַתָּה יְהוָה וְכָל מִצְוֹתֶיךָ אֱמֶת:
Sen yakınsın, ey Ebedi Olan, ve bütün emirlerin gerçektir.
קֶדֶם יָדַעְתִּי מֵעֵדֹתֶיךָ כִּי לְעוֹלָם יְסַדְתָּם:
Önceden Senin tanıklıklarından bildim, zira onları dünyaya dek kurmuşsun.
(פ) רְאֵה עָנְיִי וְחַלְּצֵנִי כִּי תוֹרָתְךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Sıkıntımı gör ve beni kurtar, zira Senin Toranı unutmadım.
רִיבָה רִיבִי וּגְאָלֵנִי לְאִמְרָתְךָ חַיֵּנִי:
Davama sahip çık ve beni kurtar; zira Senin sözün beni ayakta tutar.
רָחוֹק מֵרְשָׁעִים יְשׁוּעָה כִּי חֻקֶּיךָ לֹא דָרָשׁוּ:
Kurtuluş kötülerden uzaktır, zira onlar Senin kurallarını aramadılar.
רַחֲמֶיךָ רַבִּים יְהוָה כְּמִשְׁפָּטֶיךָ חַיֵּנִי:
Senin merhametlerin, ey Ebedi Olan, boldur; adetine göre beni ayakta tut.
רַבִּים רֹדְפַי וְצָרָי מֵעֵדְוֹתֶיךָ לֹא נָטִיתִי:
Peşimde koşanlar ve düşmanlarım çoktur; Senin tanıklıklarından geri dönmedim.
רָאִיתִי בֹגְדִים וָאֶתְקוֹטָטָה אֲשֶׁר אִמְרָתְךָ לֹא שָׁמָרוּ:
Hainleri gördüm ve onlarla tartıştım, zira Senin sözünü tutmadılar.
רְאֵה כִּי פִקּוּדֶיךָ אָהָבְתִּי יְהוָה כְּחַסְדְּךָ חַיֵּנִי:
Buyruklarını sevdiğimi gör, ey Ebedi Olan; iyiliğine göre beni ayakta tut.
רֹאשׁ דְּבָרְךָ אֱמֶת וּלְעוֹלָם כָּל מִשְׁפַּט צִדְקֶךָ:
Senin sözünün başlangıcı gerçektir ve her doğru hükmün ebedidir.
(פ) שָׂרִים רְדָפוּנִי חִנָּם (ומדבריך) וּמִדְּבָרְךָ פָּחַד לִבִּי:
Önderler beni sebepsiz yere kovaladı, ama yüreğim Senin sözünden korktu.
שָׂשׂ אָנֹכִי עַל אִמְרָתֶךָ כְּמוֹצֵא שָׁלָל רָב:
Senin sözüne büyük bir ganimetin bulunduğu gibi seviniyorum.
שֶׁקֶר שָׂנֵאתִי וַאֲתַעֵבָה תּוֹרָתְךָ אָהָבְתִּי:
Yalanı nefret ederim ve ondan iğrenirim; Senin Toranı severim.
שֶׁבַע בַּיּוֹם הִלַּלְתִּיךָ עַל מִשְׁפְּטֵי צִדְקֶךָ:
Senin doğru hükümlerin için günde yedi kez Seni överim.
שָׁלוֹם רָב לְאֹהֲבֵי תוֹרָתֶךָ וְאֵין לָמוֹ מִכְשׁוֹל:
Toranı sevenlere bol esenlik vardır ve onların hiçbir engeli yoktur.
שִׂבַּרְתִּי לִישׁוּעָתְךָ יְהוָה וּמִצְוֹתֶיךָ עָשִׂיתִי:
Senin kurtuluşunu umut ettim, ey Ebedi Olan, ve emirlerini yerine getirdim.
שָׁמְרָה נַפְשִׁי עֵדֹתֶיךָ וָאֹהֲבֵם מְאֹד:
Canım Senin tanıklıklarını tuttu ve onları çok seviyorum.
שָׁמַרְתִּי פִקּוּדֶיךָ וְעֵדֹתֶיךָ כִּי כָל דְּרָכַי נֶגְדֶּךָ:
Senin buyruklarını ve tanıklıklarını tuttum, zira bütün yollarım Senin önündedir.
(פ) תִּקְרַב רִנָּתִי לְפָנֶיךָ יְהוָה כִּדְבָרְךָ הֲבִינֵנִי:
Dua ilahim Senin önüne yaklaşsın, ey Ebedi Olan; Senin sözüne göre bana anlayış ver.
תָּבוֹא תְּחִנָּתִי לְפָנֶיךָ כְּאִמְרָתְךָ הַצִּילֵנִי:
Yakarışım Senin önüne gelsin; Senin sözüne göre beni kurtar.
תַּבַּעְנָה שְׂפָתַי תְּהִלָּה כִּי תְלַמְּדֵנִי חֻקֶּיךָ:
Bana kurallarını öğrettiğinde dudaklarım övgü söyleyecek.
תַּעַן לְשׁוֹנִי אִמְרָתֶךָ כִּי כָל מִצְוֹתֶיךָ צֶּדֶק:
Dilim Senin sözünü dile getirecek, zira bütün emirlerin doğrudur.
תְּהִי יָדְךָ לְעָזְרֵנִי כִּי פִקּוּדֶיךָ בָחָרְתִּי:
Elin bana yardıma hazır olsun, zira Senin buyruklarını seçtim.
תָּאַבְתִּי לִישׁוּעָתְךָ יְהוָה וְתוֹרָתְךָ שַׁעֲשֻׁעָי:
Senin kurtuluşunu özledim, ey Ebedi Olan, ve Senin Toran benim meşguliyetimdir.
תְּחִי נַפְשִׁי וּתְהַלְלֶךָּ וּמִשְׁפָּטֶךָ יַעֲזְרֻנִי:
Canım yaşasın ve Seni övgsün; hükümlerin bana yardım etsin.
תָּעִיתִי כְּשֶׂה אֹבֵד בַּקֵּשׁ עַבְדֶּךָ כִּי מִצְוֹתֶיךָ לֹא שָׁכָחְתִּי:
Kaybolmuş bir kuzu gibi saptım; kulunu ara, zira emirlerini unutmadım.